7 Ağustos 2010 Cumartesi

Bu sene leyleği havada gördük sanırım.Yerleşik hayata yeni geçebildik.Ama herşey güzeldi.İyice dinlendik.Şimdi temizliğe koyulduk.Malum birkaç gün sonra ramazan başlıyor.İftarlar misafirler yoğun geçecek inş.
istanbul çok sıcak.Nem oranı çok yüksek.Evde oturmak tam bir işkence.Bizde fırsat buldukça bir yerlere kaçıyoruz.İşte o yerlerden birisi polenezköy.
bu ördeklerin peşinde koşturup durdu zehra...
ellerini çeşmede yıkadı







hamakta uyuma numarası yaptı.Sonra gerçekten uyudu:)onun ve bizim için güzel bir gündü...

18 Temmuz 2010 Pazar

Akçakoca,abant ve düzce...

Tatilimizin ilk kısmını dün bitirdik.Bursa,düzce,akçakoca ve abant.Bursa kısmında zehra bizi hiç zorlamadı çünkü onunla ilgilenecek çok kişi vardı.Ama düzce kısmı biraz sıkıntılıydı.Zamanımızın çoğu yollarda geçti.Gittiğimiz evde kalmak istemedi.Yoruldu ama buna rağmen gündüz çok eğlendi.

abantta ormanın içinde keşif turuna çıktı.

babasıyla nihayet ata bindi.Hiç korkmadı ve ,nmek istemedi.Sonra babasına ''bana sallanan at alma,gezen at al''dedi:))
göle taş attı...
göl oldukça spğuktu.Ama buna nazaran Akçakoca bir o kadar sıcaktı...
denizde oldukça keyif aldı.Hem kumda oynadı
acıkınca bir güzel poğaçaları mideye indirdi,
vee denizden hiç çıkmadı.
başta biraz korktu ama sonra çok sevdi.
deniz dönüşü senayla parkta oynadılar.


vee yine deniz.

yine kum.Kumdan kale yapmaya çalıştı.Elleri kirlenince gidip denizde yıkadı.

işte en keyifli kısım.Başta can yeleği giydirmiştim zehraya,sonra geçen sene aldığım bu simiti şişirdik.İyikide öyle yapmışız bütün gün denizde gezip durdu.
kesinlikle dokundurmadı kendisine.Bu üstün performansından dolayı tatilin deniz kısmını uzatmaya karar verdik.Yarın inş Gökçeada'ya yolculuk var.Umarım orda da bu kadar eğlenir...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

BURSA

Bursada günler güzel geçiyor.Zehra sürekli dışarda.Park,bahçe ve havuz üçlüsü arasında dolaşıp duruyor.Keyfi yerinde.



üniversiteden arkadaşım Emel'in tatlı oğlu Gökay ve kızım.
Kumda oynamayı çok seviyor.Ama havalar soğudu burda yağmur var.O yüzden fazla oynayamadı...
bu demirde sallanmayı çok seviyor zehra.Ama kimse onu tutmayacak:)
ablasıyla bütün gün bahçede vakit geçiriyorlar.
zeytin ağaçlarının arasında gezerken...


ve İstanbul'da sürekli sayıkladığı bisikleti nihayet kavuştu:)
eşimin öğrencisi Güney Afrika'dan vuvuzela getirmiş.Zehra başta korktu sesinden ama sonra kendisi üflemeye çalıştı:)

7 Temmuz 2010 Çarşamba

TATİL

yarın itibariyle tatilimiz başlıyor inş.Bu sene biraz geç kaldık eşimin bütünleme sınavları vardı.Aslında iyide oldu.Annem,babam ve yeğenim geldi.İki hafta kadar kaldılar yarın inş hep beraber Bursa'ya gidiyoruz.Çok alışmıştım onlara ayrılık zor gelecek.Aslında herseferinde bunu yaşıyorum.Alışamadım bir türlü.Hepsi bir aradalar,yalnız ben uzaktayım.Zor geliyor.Hep kaçırıyorum anları.Telefonla yetinmek zorundayım.Ama bunada şükür.Sağlıklı ve huzurlu olduklarını biliyorum ya bu da yetiyor...İçim biraz buruk olsa da...Herneyse yarın inş yola çıkıyoruz bir hafta kadar Bursa da kalacağız.Sonra Düzce'ye arkadaşlarımızın yanına geçebiliriz,sonrasında Akçakoca'ya küçük bir kaçamak,dönüşte de Gökçeada'ya gitme ihtimalimiz var.Tabi Bursa dışında diğerleri henüz kesin değil bakalım kısmet artık...
Zehrayla uğraşıyoruz şu sıralar.Ev kalabalık olunca ve ilgi de küçük hanımda yoğunlaşınca söz dinlemez oldu.İnatlaşıyor bizimle.Üstüne gitmemeye çalışıyorum ama bazen çileden çıkartıyor.İki yaş dönemini şimdi yaşıyoruz sanırım.Ağlayarak yaptırmaya çalışıyor istediklerini.Bakalım Bursa'ya gidince değişir inş.Yoksa işimiz zor.Bir de sürekli laf yetiştiriyor.Hiçbir lafın altında kalmıyor ufaklık.Herşeye verecek bir lafı var.Hafta sonu hafif ateşlendi.İlacını verip yatırdım.Yarım saat uyuyup kalktı.''Anne ben soğudum ''dedi:)yani ateşi düşmüş...Ve şimdi aklıma gelmeyen bir sürü cümle.Zamane çocukları diyorum başka birşey demiyorum...

19 Haziran 2010 Cumartesi

ameliyat ve zehra

Bu hayatımda geçirdiğim üçüncü operasyon.Diğer ikisine nazaran daha basitti.Ama en önemli farkı zehranın hayatımızda olması.Salı günü senelerdir ertelediğim burun ameliyatını oldum.Çünkü nefes almak benim için hergeçen gün daha da zorlaşıyordu.Doktor ve hastane ayarlandı yarım saatlik işlemin ardından bitti.Tahminimden daha rahat geçti.Narkozdan uyanırken anne diye ağlasamda acıya yönelik herhangi birşey hissetmedim.Yalnız iki gece nefes alamadım tamponlardan dolayı o kadar.Tamponlarda çok rahat çıktı ikinci korkumda buydu.Ama çok şükür şimdi daha iyiyim.Zehra ne yaptı ben bu durumdayken ?O da beni şaşırttı ve hiç zorluk çıkarmadı.Ameliyata giderken babaanneye bıraktık.Normalde 2,30 da girmem gerekirken 4,30 da girdim.Acil bir vaka gelince sarktı.Eve geldiğimde saat 9 du.Zehra o kadar saat babaannesini hiç üzmemiş.Bahçede çiçekleri sulamışlar,hamakta uyumuş,piknik yapmışlar,karıncaları evine götürmüş:)...vs.Yani çok eğlenmiş.Beni görünce'' anne sen ameyat mı oldun'' dedi.Burnumdaki sargıyı istemedi.Daha doğrusu onada takmamı istedi:)Burnuma dokunmamasını ,sargıyı çıkaracağımı söyledim.Kanama durunca çıkardım.Burnuma baktı.Ve beklenmeyen cümlesini kurdu''bende büyüyünce anne olcam,doktor amca benide ameyat etcek'':))İnş sen olmassın bitanem sağlıklı bir yaşamın olur inş...Şimdi sürekli soruyor ''anne burnun acıyor mu?'' diye...


Kolay kolay kendisi uyumaz zehra.Hatta uyuduğu zamanlar parmakla gösterilecek kadar azdır.Ancak arabada uyur.O da araba durana kadar:)Ama geçen gün öğle uykusuna yatmadı.Bende zorlamadım.Çikolata istedi yere uzandı ama bitiremeden uyudu:)

12 Haziran 2010 Cumartesi

eskiden sadece resimlerine bakıp bize okutturduğu kitapları,artık kendisi okumaya başladı:)resimlere bakarak yorumluyor desek daha doğru olur aslında:))

8 Haziran 2010 Salı

Bunaltıcı sıcakların ardından yağan şiddetli yağmura teslim olmuş durumda istanbul.Hele bu sabah üsküdarda görmediğim kadar yağmur yağdı.Şimdi biraz hafifledi ama hala devam ediyor.Bizde evde oturup yağmuru izliyoruz.Dün arkadaşı geldi zehranın sabahtan akşama kadar oynadılar.Arada kavga etselerde iyi anlaşıyorlar senayla.Şimdi uyuyor.Dünün yorgunluğunu atıyor hanımefendi:)Bu araralar büyüdüğünü daha da çok hissettirmeye başladı zehra.Hareketleri konuşmaları beni heran şaşırtıyor:)Huyları da değişti.Tokasız gezmeyen hanım şimdi saçında toka tutmuyor.Ben takıyorum o ''anne çok acıtıyor''deyip çıkartıyor.Her dakika banyo yapmaya hazır olan,şimdi kafasına su dökülünce çığlığı basıyor.Kahvaltı eskisi gibi yapılmıyor artık.Zorla birkaç yudum o kadar.Değişen huyları bunlar.Birde sürekli alışkanlıkları var.Dışarı çıkarken çantasız asla adım atılmıyor.Ya elde taşıdığı çantasını ya da filli çantasını istiyor.Başımıza da çoğunlukla bandana takılmış olacak.Güneş gözlüğü de vazgeçilmez aksesuarı.Yağmurluysa şemsiye.Öğle uykusuna devam.Bir saatte olsa mutlaka uyumak istiyor.Tabi evdeysek.Dışarda sadece huysuzluk yapmakla yetiniyor.Ayşe bebek hala en sevdiği oyuncağı.Başka hiçbir bebeğe bakmıyor.Hep onunla.Ve toplar.Top koleksiyonu yapıyoruz artık.Her gördüğü topu istiyor.Almıyoruz ama sağolsun ablaları abileri hemen hediye ediyorlar:)Küçük toplar daha çok ilgi alanımıza giriyor.Hayvanları da unutmayalım.Zehranın hayatında önemli bir yere sahipler.Böcekler,karıncalar,kediler, köpekler, kuşlar, balıklar ve sayamadığım diğerleri.Çok seviyor onları.Kesinlikle korkma yok.Gider sever eline alır.Ben ona göre daha ürkek sayılırım.Çok belli etmemeye çalışıyorum o da korkmasın diye.Ama bazen zor oluyor.O zaman beni teselliye başlıyor''anne korkma bişey yapmaz diye''İnş hep böyle sevgi dolu olur meleğim.Bu postuda sabah çektiğimiz fotoyla bitirelim.Makineyi görünce anne beni çek dedi.Bende çektim:)