17 Aralık 2009 Perşembe

Kardan adam ve yeni kitaplar

Dün havanın güzel ve yağışsız olmasını fırsat bilerek dışarı çıktık kızımla.Güzel bir üsküdar turu yaptık ve en sevdiğim mekanlardan biri olan ''kitapçı''ya uğradık.Zehra pek çok kitabı birarada görünce hemen indi arabadan.Beraber üst kata çıkıp onun için kitap seçtik.Bol resimli ve içinde ''kardan adam''resmi olan bir tane beğendi.Tekrar aşağı inip bu sefer farklı iki kitap daha aldık.Bende bakmak istiyordum kendime ama malesef zehrayla pek mümkün olmadı.Kendini kaybetmiş gibi ordan oraya koşturup durdu.Haksızda sayılmaz aslında.Bende kendimi kaybediyorum orda:)Hepsini almak istiyorum:)Ama genelde bir tane alıp bitirdikten sonra tekrar almayı tercih ediyorum.Sanki rafta bekleyince okuyamayacakmışım gibi geliyor,birde her seferinde aynı heyecanı yaşamakta çok güzel:))Neyse eve gelince başladık zehranın kitaplarını okumaya.Kardan adama karşı özel bir ilgisi var.Henüz karla tam manasıyla tanışmamasına rağmen sürekli bana onunla ilgili masallar anlattırıyor.Kitapta da resmini görünce ''anne kadan adamın azı töpük olmuş''dedi.Çok güldüm.Kar tanelerinin köpük olduğunu sanıyor:))Bizde bugün kızımla evdeki malzemelerle kardan adam yaptık.Çok beğendi yaparken de çok eğlendi.Sadece biraz pamuk,ufak bir karton,kağıt,yapıştırıcı ve makas işimizi görmeye yetti.

Önce kartona kafa ve gövdeyi oluşturacak iki yuvarlak çizdim.Sonra makasla kestim.Zehra yuvarlakların üzerine yapışkan sürdü ve Pamukla güzelce kapladı...


Beyaz bir kağıda yapıştırdık.Aslında renkli kağıda yapıştırmak istiyordum ama evde mevcut değildi.

evdeki dergilerden ufak parçalar kesip göz,şapka,düğme,atkı ve süpürge şekilleri oluşturduk ve üzerine yapıştırdık.



Bana göre bitmişti ama zehra kalan pamukları da etrafına yapıştırdı böylece kar taneleri yapmış olduk:)




ve son hali, kardan adam perişan durumda:)Pamukları yapıştıracağım derken biraz bozdu:)Sonrasında ise arabasına bindirip gezdirdi kardan adamını:)Bir kar yağsa da dışarıda canlı canlı yapsak kızımla...





15 Aralık 2009 Salı

Birkaç foto...

en iyi arkadaşımız sena,birlikte çok güzel vakit geçiriyorlar.


Pazar günü balık ziyafeti yaptık.Sağolsun eşim hamsini kılçığını dahi çıkartıp ayıkladı.(Çünkü ben öyle seviyorum)Kızartmakta bana düştü:(Pek aram yoktur balıkla)ama kızım bana çekmemeiş çok şükür.Pişerken bir başladı yemeğe,oturuncaya kadar yedi.Evde balık yapamadığımızda ton balığı veriyorum,onu da afiyetle mideye indiriyoe.Bende keyiften dört köşe oluyorum tabi:)) Buda evden çıkarken ki son görüntümüz:)Bursadan geldiğimizden beri pek evde durmuyoruz.Yani akşamları çıkıyoruz ama olsun o da yeter:)






10 Aralık 2009 Perşembe

işte yeni saçlarımız:))
















08 Aralık 2009 Salı

EVE DÖNÜŞ...

Çok güzel bir bayram tatilinin ardından yine evmizdeyiz.Dün akşam döndük.Babasının özlemine dayanamayan kızım kendini onun kollarına atıverdi:)

Aslında oldukça sıkıntılı bir yolculuk yaptık.Giderken feribotu kaçırdık.Biz kızımla tam saatinde ordaydık ama babamız maalesef yetişemedi.Kurban kesmek için avcılara gitmişti.maalesef yolda araba bozulmuş E-5 in ortasında kalmış,Allahtan yanında arkadaşı vardı da arabayı çekebilmişler.Dolayısıyla kesim işi geç başlamış ve tabi trafik vs derken tam o geldi feribot gitti:(Bizde önce yalovaya,ordan da otobüsle ulaştık bursaya.Sonrası zaten çok güzeldi.Havanında güzel gitmesi tadımıza tat kattı:)Bol bol gezdi güzel kızım,alışveriş yaptık(benim için en güzel kısmı bu) Oyunlar oynadık. Ve bol bol balık yedik:)Zehra bu konuda beni oldukça şaşırttı,Balığı bu kadar sevdiğini ben bile bilmiyordum:)Birde saç kestirme maceramız var tabi,Henüz foto çekemediğim için yayınlayamıyorum ama çok güzel oldu.Korkuyla gittiğimiz kuaförden yeni saç modelimizle ayrıldık:)Her zaman gittiğimiz kuaför iki saat sonra geleceğini söyleyince bizde mecburen diğerine gittik.Şansımıza bizden önce küçük bir hanımın daha saçı kesiliyordu,zehrada ona bakarak heveslenir diye düşündük evet heveslendi ama işleri biraz uzun sürünce sıkıldı.Sıra bize geldiğinde isteksiz bir şekilde oturdu koltuğa,saçlarına su sıktık üzerine önlük taktık,Ve ilk makas darbesi atıldı,ardından ikincisi vs derken bizimkinde bir atak koltuktan kalkmak istedi ve başardı da:)Yarısı uzun yarısı kısa bir saç modeliyle kaldık:)Sonra ikna çabaları;önlüğü istemedi.Ona uygun bir tane taktık.Ama nafile,herzamanki kurtarıcımız yetişti imdada ''sakız''evet sadece iki tane sakızla,annesinin kucağında oturarak kestirdi saçlarını.Ama bu kadar sıkıntıya değdi doğrusu kuaför ablamızın elide gerçekten çok pratikmiş doğrusu o kadar hareket etmeye rağmen şaşmadan kesti:)Artık saçlarını toplamadan rahatça gezebiliyor güzel kızım.Saçları önüne gelmiyor...
Ve bir gelişme daha artık dişlerimizi dişmacunuyla fırçalıyoruz.Bir yaşından beri sadece fırça kullanıyordu.Ama dişlerinin tamamlanmış olması,ve kendisinin çok fazla istemesi neticesinde bizde macun kullanmaya başladık.Şimdi üç öğün sürekli banyoda:)Çok az miktarda sürüyoruz önce ben dişlerini fırçalıyorum sonra ona veriyorum kendisi fırçalıyor.Ellerimizide kendimiz yıkıyoruz artık ,köpük yapmaya bayılıyor.Tabi üst baş sırılsıklam ama olsun sonuçta temizlik değil mi:)

Buda ailece sevdiğimiz yemeklerden birisi ''fırında karnıbahar''Bu sebzeyi sevmeyenler birde böyle denesin.Zehra bayılıyor makarna niyetine bol bol yiyor:)

Son bir not daha brokoliyi sevmeyeneler birde mercimek çorbasının içinde denesinler harika bir sonuç elde ediyorsunuz. Tadı ve kokusu belli olmadan,sağlıklı bir sebze yemiş oluyorsunuz.Sevgiler...

26 Kasım 2009 Perşembe

bayram ve yolculuk

Ailemi ve sevdiklerimi görmek,işte bayramın en güzel yanı bu benim için.İnş ikinci gün saat 5,30 feribotuna aldık biletleri.Zehra 6 aylıkken birdefa gittik otobüsle bursaya,ve benim için bitmek bilmeyen bir yolculuk olmuştu.Toplu taşıma araçlarının hepsine tepkili olan kızım bu durumu şehirlerarası otobüslerde de sürdürdü:)O gün bugündür debiz otobüsüyle gidiyoruz bursaya.İlk zamanlar pek koltuk yüzü görmüyorduk,binerbinmez kendimizi mescidde buluyorduk.Çünkü o zamanlar tam yürüyemiyordu zehra.Oradn sıkılınca da doğru oyun parkına,arada bir lavaboları da ziyaret edip ellerimizi yıkıyorduk maksat vakit kazanmak:)Ve böylece tam birbuçuk saat geçiyordu.Başlarda acemi olduğumuz için feribot yanaşır yanaşmaz hemen yerimizden kalkıp kapıya yöneliyorduk,hemen ineceğiz ya sözde:)nerdeee yaklaşık bi 10-15 dk da orda bekleyip öyle iniyoruz.Tabi bu sürede bağıran sıkılan zehra var kucağımda:)İşte öyle böyle derken nihayet normal yolcu statüsüne girip nihayet koltuğumuzda yolculuk yapmaya başladık.Yanımıza boyama kitabı ve kalem alıyoruz yol boyunca çicip duruyor.Bende denizin tadını çıkartoyorum.Arada tuvalet molası veriyoruz ve tam ineceğimiz zaman kendimizi oyun parkına atıyoruz,feribot yanaşıp yolcular inmeye başlayınca bizde hazırlanıp iniyoruz ne de olsa artık tecrübeli olduk:)Ve yolculuğun en güzel anı bizi iskelede bekleyen abim,yengem ve yeğenimi gördüğümüzde yaşanıyor.Hep beraber arabaya binip evin yolunu tutuyoruz ikinci bir mutluluk babamı balkonda annemi kapıda beklerken yaşanıyor:)Ve sonra hep beraber yenen yemek ardından ablamların gelmesi hasret giderme zehrayla bol bol vakit geçirme kısımları:)O yüzden her bayram özeldir benim için.Allah Annemizi ve babamızı başımızdan eksik etmesin çünkü onlarla güzelleşiyor bayramlar...

21 Kasım 2009 Cumartesi

yeni bilgiler...

Çocukluğumuzda gece yatarken annelerimizi peşimizde koşturduğumuz içecektir süt.Gerçi benim böyle bir sorunum hiç olmadı her daim severek içmişimdir sütü.Sıcak soğuk farketmez.Hele ballı süt.Hastalandiğımızda hemen süt kaynatılıp birazda balla karıştırılıp oh mis gibi içerdik.Çokta rahatlatırdı...Ama hata ediyormuşuz bende bugün gazeteden öğrendim.Sıcak sütün içine balı karıştırıp içtiğimizde balın tüm özellikleri gidiyormuş.Çünkü balın +43 derecedn sonra içerisindeki yararlı etken maddeler ölüyormuş ve sadece tatlandırıcı etkisi kalıyormuş.Ben zehraya sıklıkla vermeye çalışıyordum ama pek beğenmiyordu,isabet olmuş:)
Ayrıca artık herkesin bildiği demir içeren besinlerle kalsiyum içeren besinlerin birlikte kullanılmamasından da bahsediyordu gazete.Yani pekmez ve yoğurt,ıspanak ve yoğurt,et ve ayran gibi...Bakalım daha neler değişecek hayatımızda...

20 Kasım 2009 Cuma

yeni alışkanlık...

Emmeyi bırakmak bizim için oldukça zor bir süreç olmuştu.O zamana kadar sadece emerek uyuyan zehra,artık ayakta sallanarak elde çubuk krakerle uyumaya başladı.Tabi bu durumda uzun sürmedi.Son bir kaç aydan beri kendi uyumak istiyor ama bende yanında yatacağım ve eli yüzümde olacak.Gece uyanıp yanında olmadığımı farkedince başlıyor anne diye bağırmaya.Aslında bu durum bizde genetik galiba:)bende annemin boynuna dokunarak uyurdum.Hatta ilkokula gidene kadar devam etti:)Ama annem çalışıyordu yani sürekli onu göremiyordum biraz bunun etkisi vardı bende,peki bizim kıza ne oluyor sürekli yanındayım.Sadece geçen sene bıraktım onu o da dersim olduğu günler ve 3-4 saat.Belkide hep yanında olduğum için yapıyordur bilemiyorum.Yani normal bir dokunma değil resmen parmağıyla oyuyor.Sürekli yanında yatmamı istiyor.İşin ilginç yanı zehra bugüne kadar hiç benimle yatmadı.Hep ayrıydık onunla.Korkuyor da olabilir,bide bu sıkıntımız var artık herşeyden korkuyor.Karanlıktan,sesten.Evde sürekli yanıma gelip anne korktum ben diyor.Neden korktun annecim diye sorduğumda ordan diyor ama sürekli farklı şeyleri gösteriyor.Çok üstüne gitmemeye çalışıyorum ama bakalım.İnş geçici bir durumdur...