25 Aralık 2010 Cumartesi

Şiir dinletisi ve tiyatro

''Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer...''

Hafta sonu etkinliklerimize Yahya Kemal'in bu dizeleriyle başladık.Cuma akşamı eşimin yeğeninin şiir dinletisine davetliydik.Zehra durur mu? durmaz mı?endişesi içinde gittim.Ama güzel kızım beni yanıltmadı.Çıtını bile çıkarmadan bekledi programın bitmesini.Hatta konuşanları şişşt! nidasıyla uyaracak biçimde:)Çok güzel bir geceydi.Bol bol İstanbul şiiri dinledik,İstanbul'un güzellikleri eşliğinde.




Hazır sanata kendimizi böyle hazırlamışken hiç vakit kaybetmeyelim dedik,bugün Altunizade Kültür Merkezi'ne gittik.Kukla şovu izlemek için.İyikide gitmişiz çok ama çok eğlendik.Yani çocuklarla birlikte bende eğlendim:)
Kesinlikle tavsiye ediyorum.Üsküdar Belediyesinin çok güzel etkinlikleri var eminim diğerlerinde de durum aynıdır.Hafta sonu çocuk tiyatroları,çizgi filmler gösteriliyor.Hemde ücretsiz.Biz çok keyif aldık...Aslında bizler içinde çok güzel programlar var ama ne yazık ki;Zehra'yı bırakamadığımız için katılamıyoruz.Ama siz değerlendirin derim...


Zehra sıkılır mı?diye tereddüt etmiştim başta,ama öyle güzel bir gösteri oldu ki;sonuna kadar soluksuz izledik.







Sonrasında tabiki yemek:)

Capiyolü çok güzel süslemişler.Yazın burda havuz oluyordu kışın kapatıyorlar...


Veee eve dönüş yolu.Giderken taksi kullandık ama dönerken yokuş aşağı olduğu için yürüdük.Bol bol temiz hava aldık tabi...Şimdi dinlenme zamanı.Herkese güzel haftasonları diliyorum...

22 Aralık 2010 Çarşamba

Mini mini kuş, iş makineleri

video

Zehranın konuşması hep insanların dikkatini çekmştir.Pek anlayamasalarda onu konuşturmayı seviyorlar:)Bizde sürekli kaydedip duruyoruz ilerde dinlemek ve dinletmek için.Bloğa yüklememiştim.Aklıma geldi paylaşayım istedim.




Meraklı Miniğin son sayısındaki asansör maketi.Kesme benden,yapıştırma ondan...Bu ayki konu makinelerdi.Bizde zehrayla uzun uzun konuştuk bu konuyu.Evdeki makineleri söyledik.Neyle çalıştıklarını öğrendik.
İş makineleri en çok ilgisini çeken türler oldu.Çünkü Üsküdara inerken belediyenin garajı var,onun önünden geçiyoruz,bir sürü iş makinesi görüyor ve her seferinde de isimlerini soruyordu.Şimdi Şekillerine bakarak tanıyor.Bakalım yarın hatırlayacak mı?Yine Üsküdar yolu göründü de:)

19 Aralık 2010 Pazar

Ufak kaza,gözlüklü halimiz

Yoğun bir haftayı geride bıraktık.Arkadaşlar,çocuklar derken anlamadık yine zamanın nasıl geçtiğini.

Az önce akvaryumu devirdi Zehra.İçerde çamaşır asıyordum,bir gürültü koptu.Koşup geldiğimde balıklar yerde,akvaryumun suyu içindekilerle birlikte heryere dağılmış,Zehrada o korkuyla koltuğa çıkmaya çalışıyor.Çok korktum ona birşey oldu diye.Akvaryum çok ağır.Allahtan kırılmamış.İlk şoku atlattıktan sonra, hemen mutfağa koşup kap aldım.Balıkları içerisine koydum.Geriye işin zor kısmı kaldı,ortalığı temizlemek.Kumlar,taşlar heryere saçılmıştı.Kürekle onları topladım sonra da halıyı yıkanmak üzere kaldırdım...yerleride sildikten sonra zehrayı yatırdım.Hiç itiraz yok hanımda,suçlu ya hani...Babasına telefonda anlatıyor''ama ayağıma düşmedi baba,sonra balıklar beni yerdi''yani ben düşürdüm filan yok.Direk olayı başka mecralara çekiyoruz...

Gözlüğümüz geldi bu arada.Çarşamba akşamı takmaya başladık.Tahminimden çabuk alıştı kızım.Hatta taktı ve çıkarmadı diyebilirim.Sadece uyurken çıkartıyor.Etraftaki tepkilerde olumlu olunca hiç yadırgamadı.Arada bir aynaya gidip bakıyor ilk tepkisi 'çok komik oldum'',ikinci tepkisi ise''ayni dedeye benzedim''oldu.Yarın kontrole götüreceğim tekrar bakalım artık bundan sonra sürekli devam eden takip süreci...Şimdi gözlüklü halini yayınlayayım kızımın.



14 Aralık 2010 Salı

resim,öğretmen

Sabah uyanır uyanmaz ilham perisi rahat bırakmamış anlaşılan kızımı.Çatıdaki kediye bakarken esinlenmiş.Yalnız kedi değilde kuşu çizmiş.Herhalde aklına o geldi:))

Resmi görünce şaşırdım.Hatta eşime seslenip bunu sen mi çizdin?diye sordum.Gerçekten kuşa benzeyen ilk resmi:)

Bizden duyduğu övgü dolu sözlerle hızını alamayıp devam etti çizmeye.Seviyor kızım birşeyler karalamayı.Geçiyor tahtanın başında o öğretmen oluyor biz öğrenci.Başlıyor anlatmaya.Ne anlattığını sormayın bende hatırlamıyorum tam olarak:)

Ama fazla etkilemişiz sanırım.Aslında babası etkilemiş desem daha doğru olur.Ben şu sıralar pek mesleğimi icra edemiyorum.

Öğretmen ve öğrenciler,ilgi alanını oluşturan iki kelime.Babasının okuluna gitmek istiyor.Sürekli öğrencileriyle ne yaptığını soruyor.Sonra duyduklarını oyunlarında uyguluyor...Çocuklar tamamen taklit ediyor çevresindekileri.İnş onlara güzel örnekler oluruz...

12 Aralık 2010 Pazar

Bu saatte elimde bilgisayar oturup bu satırları yazıyorum.Hiç hayra alamet değil doğrusu...
Zehra 9'da dayanamayıp gözlerini kapayınca gece çok uzun geldi.Önümde iki seçenek vardı.Ya makineden bulaşıkları boşaltacaktım(ses olmasın diye hemen eledim bu şıkkı,biraz da üşengeçlik var tabi)ya da bu satırları yazacaktım.Kararım belli oluyor sanırım...
Hafta sonu Ayşe ablamızı aldık bize.Onlar uzun bir cumartesi geçirirken bende temizlik yaptım,kitap okudum yani kendime vakit ayırdım...Hava çok soğuktu.Çocuklar bütün gün camda kar beklediler.Yağdı dindi,yağdı dindi...ama fırtına hiç kesilmedi.Akşam olupta yatma vakti gelince Ayşe ablasını yatağına uğurladık,bizde Zehrayla odasına geçtik.Tabi bizimki yine huysuzluk yaptı.Bende yorgun bir edayla eşimi çağırdım.Onu susturmak bahanesiyle Ayşe'ye bakmaya gittiler.Birde ne görsünler Ayşe ağlıyor...Niye ağlıyor?çünkü annesini özlemiş:(kıyamam.Hemen annesini arayıp eve götürdük.Saatler 11'i gösterirken.Zehra'yı ikna etmek çok zor olmadı.Kapının önündeki mavi araba imdada yetişti.Zira üzerinde kar taneleri taşıyordu.Kardan adam yapmaya yetmezdi elbette ama benim küçük kızımın zihnindeki hayale oldukça yeterdi...Dönüşte hediye olarak dinazor ''Barney''ide alınca keyfimize diyecek yoktu doğrusu.Yatmamız 12 yi buldu.Sabahta kalkışımız o kadar geçti...
Akşama misafirim olduğu için hemen yemek yapmaya koyuldum.Gerçi gelenler yabancı değildi kayınvalidem ve kayınpederim,ama neticede eve gelen misafir özen göstermek lazım...Bizim ailede toplanıldığı zaman ana yemeğimiz genelde fırında karnabahar olur:))O kadar çok severiz.Yani et filan değil,karnabahar...Çocuklar evde piştiğinde bayram ederler,iki tabaktan az yiyeni görmedim henüz:))
Dünden almıştım hemen tuzlu ve limonlu suda haşlayıp kenarda hazır beklettim.Malum hepimiz niyetliydik ve iftar erken oluyordu.Yanına da güzel bir çorba,tamam.Bizim yemeğimiz hazır...Öyle masraflı insanlar değilizdir.Çok fazla çeşit aramayız.
Neticede güzel bir akşam geçirdik.Tabi toplanmamızın asıl sebebini maç oluşturuyordu,eşim ve babası fanatik fernerbahçeliler...Birlikte maç izlediler.Zehra'da uykuya daha fazla direnemeyip babasının kucağında gözlerini kapadı.Sabaha kadar aralıksız uyuyacağını düşünmüyorum ama bakalım.,
Amma uzattım ya.Çenem düştü.Güya foto yükleyecektim...


Ani gelen misafirlere karşı kurtarıcı tatlım.Hem kolay hem lezzetli...Yalancı tavuk göğsü...Evde olan malzemelerle bir güzel süsledim mi,tadı damağımızda kalıyor...Bu sefer bisküvi ve fındık karışımının üstüne çikolata sosu ekledim...
Bu küçük hanımda mutfaktaki yardımcım:)geri kalanları temizliyor...Tatlının güzel olmasının sırrı:))

11 Aralık 2010 Cumartesi

gözlük ve ben...

Aldık gözlüğümüzü.Dün belki başka şeyler duyarım umuduyla gittiğimiz hastanede aynılarını ,biraz iyi biraz kötülerini duyduk.Doktor bizi ve Zehra'yı görünce ''anne gözlüklü,baba gözlüklü...bir eksik var''evet şimdi o da tamam oldu.Gözleri bozukmuş kuzumun hemde biraz karışık.Hipermetrop,astigmat-miyop.Aynı soruyu yine yönelttim''hep mi takacak gözlükleri''yine aynı cevap''evet''.Peki düşer mi?'bu sefer iç rahatlatıcı bir ses,''evet düşer''ilerde lazer ya da kontakt lens şansı var.Rahatlattı içimi bir nebzede olsun.Ama şaşkındım hala.Ordan çıkıp capitole geçtik kızımla.O top havuzunda oynarken ben farklı düşüncelere dalıp dalıp çıkıyordum.Arada''dikkat et zehra''diyerek.Eşim geldi, birlikte gözlük almaya gittik.İşte o zaman farkettim minik kızımın annesi gibi gözlük kullanacağını.Hiç birini yakıştıramıyordum bir türlü,istediğim takmamasıydı çünkü.En sonunda birine karar verdik.Eşimin isteğiyle.Beyaz ve kırmızı çerçeveli...Gözlükçüye tembihliyordum bir yandan camları çok kalın olmasın diye.Anladı endişemi''yok dedi gözü farklı göstermeyecek''inanmış gibi yaptım sadece...Ordan ayrılıp yemeğe gittik,sonra arkadaşlara.O farketti çok takıyorsun bu durumu,üzülme...dedi...
Üzülüyormuydum gerçekten,Hissettiğim neydi.Farklı bir duyguydu bu.Beni alıp geçmişe götüren.Çünkü nefret etmiştim gözlükten...5 yaşından beri takan biri olarak.Oysa benim annem ve babamda yoktu.Sadece kafamı kaldırıp bakmıştım o çocuğa,nasıl kağıttan ok atıyor diye.Nerden bilebilirdim ki gözüme geleceğini,Ve orda bir kan pıhtısı oluşacağını ve onun yıllar boyu sürecek gözlük serüvenini başlatacağını.Bilemezdim tabi sadece çocuktum çünkü...Kayma,göz tembelliği,astigmat ve hipermetrop...Fen derslerinden fırlayan bu kelimleri hayatım boyunca duyacaktım.Okul dönemi,dört göz diye dalga geçmeler.Ve onlar her söylediğinde ağlayarak anneme gelip bunu takmak istemiyorum deyişim...Keşke bende gözlük taksaydım diyenlere öfkeyle bakışım...
İşte bu yüzden kötü hissediyorum kendimi,bu duygunun içten yansıması dudağımdaki uçuk...
Düşünceli duruşum.Yıllar önce yaşananlar.Aynı şeyleri hisetmesin istiyorum kızım.Elimden geleni yapacağım bunun için.Alışamayacağım belki bir süre gözlüklü haline,garipseyeceğim.Ama eminim ki o kocaman yüreğiyle destek olacak bana.''Anne bak ben abla oldum gözlük takıyorum diyecek''
Yoksa nimete değil saygısızlığım.Rabbimden gelen herşey başım üstüne.Neticede sadece gözlük takacak.Ama dedim ya çocukluk anıları çok ağır bastı çok...Rabbim alışmamı,alışmamızı,alışmasını kolaylaştırsın inş...

9 Aralık 2010 Perşembe

gözlüklü kızım...

Duyduğumda ben de şaşırdım.duraksadım ama sonra bildiğim en azından tahmin ettiğim bir gerçek olduğu için kabullendim.Zehra 1,5 yaşındayken babası ve ben göz kontrolüne gitmiştik.Doktor Zehra'yı görünce yaşını sordu ve seneye kontrole getirmemizi istedi.Anne ve babada göz rahatsızlığı genetik bir durummuş ve Zehrada da olma olasılığı yüksekmiş.Aradan bir yıl geçti,biz daha küçük biraz daha büyüsün götürürüz dedik.Belirgin bir sorunu yok ya?(bize göre)Ta ki eşimin okuldaki arkadaşının kızında 9 numara hipermetrop çıkana kadar.Tv ye yakından bakıp,gözlerini de sürekli kısınca doktora götürmüşler ve sonuç...kızı Zehradan küçük.Eşim anlatınca hemen doktor araştırmaya başladık.Önce çocuk göz doktoruna götürelim dedik,sonra normal doktora götürmeye karar verdik.Dün Üsküdardaki tıp merkezine götürdüm.Genelde göz doktoru boş oluyor beklemeden Zehra'yı çağırdı.Neyi olduğunu sordu,tabi bana değil Zehra'ya:)O da'' ben hasta değilim ama sabah gözümden böcek çıkıyor'' dedi(aynen bu cümleyi kullandi)doktor da gayet ciddi bir şekilde;''Ya!öyle mi?Peki kaç günde bir oluyor ''.Bizimkisi yine ''iki günde bir oluyor'' diye cevap verdi:)Buraya kadar herşey keyifli giderken,sıra kontrole geldi.Önce genel kontrol,sonra bilgisayar da kontrol.Ve neticede doktor bana dönüp ''gözleri çok bozuk ,3 numara astigmat'' dedi.Ben şaşkın bir şekilde astigmat mı?dedim ve evet astigmat yani şekilleri bulanık görme.İyiki erken getirmişsiniz,tembellik henüz başlamamış dedi.Göz tembelliğinin tedavisi gerçekten zahmetli.Zaten tembel olan gözü çalıştırmaya çalışıyorsunuz ve çocuklar bu durumdan hiç hoşlanmıyorlar.Kendimden biliyorum. ve sonrasında damla damlatılıp tekrar bakıldı.Yanına bir de miyopu ekledik.Gözlük kullanması gerekiyormuş.Peki düzelecek mi dedim,hayır diye cevap verdi.Son bir umut tekrar,peki gözlük kullandıkça numarası düşecek mi?diye sordum,cevap yine aynı.Üzülmedim sadece şaşırdım.Allah'a çok şükür gözleri görüyor.Ama yine de insan biraz garip oluyor.Nasıl olacak takacak mı,sıkılacak mı diye...
Gözlüğü almadık henüz.Yarın dünya göz hastanesine götüreceğiz.Çocuk göz doktoruna.Daha sağlıklı bir sonuç aldıktan sonra gözlüğümüzü alırız sanırım.Benim annelere önerim mutlaka göz kontrolünü yaptırın.Hele ki sizde veya eşinizde rahatsızlık varsa hiç ihmal etmeyin.Çünkü göz rahatsızlıkları genetik.Ve anlaşılması uzun zaman alıyor.Farkedildiğinde ise rahatsızlık ilerlemiş oluyor...Allah yavrularımıza sağlıl versin inş...

7 Aralık 2010 Salı

Havalar soğudu çok şükür.Sonbaharı yaşayamadan kar göreceğiz sanırım.Zehra'ya mevsimleri anlatıyorum yazın hava ısınır,dondurma yeriz açık ayakkabılarımızı giyeriz.Sonbaharda havalar soğur yağmur yağar(mı?)bunları söylerken duraklıyorum şöyle bir düşünüyorum ama sonbaharı yaşamadık ki;dışarı her çıkışımızda soruyor anne açık ayakkabılarımı giyebilirmiyim?diye.Önceleri tamam diyordum ama havalar soğuyunca giymek yok tamammı demeyi de eklemeyi unutmadan.Niye diye sorduğunda çünkü sonbahar geldiğinde havalar soğur,yağmur yağar açık ayakkabılarımızı giyemeyiz.Tamam anne diye cevap veriyordu ama havalar soğumayıp,yağmur da yağmadığı için,henüz bu mevsimi tam kavrayamadı:))bakalım şimdi kış için aynı şeyleri söylüyoruz.Gerçi ayakkabılarını nihayet kaldırdık.Bu arada neden ısrarla onları giymek istediğini de öğrendim nihayet.Ses çıkartıyormuş:))Botlarını giymesini söylediğimde bu sefer spor ayakkabılarını giymek istedi.Neden diye sordum cevap gecikmeden geldi çünkü bunlar da ses çıkartıyor:))Bende böylece sebebini öğrenmiş oldum.Havalar demişken gerçekten soğuk artık.Bugün sıcaklık yükselecek demişlerdi.Ben de herhalde yine eskisi gibi olacak dedim ama yanıldım.Parka gitmiştik zehrayla,gerçekten çok üşüdüm...Bir taraftan da zehrayı kontrol edip duruyorum acaba üşüyor mu?diye.Oynadıktan sonra markete uğrayıp meyve ve sebze aldık.Ordan da eve.İlk defa çok yorulduğunu ve uyumak istediğini söyledi,çok şaşırdım.Şimdi uyandı.Babasını derse gönderiyor.Ama bir taraftanda pazarlık yapıyor çabuk gel ama diye...Bende kalksam iyi olur niyetliyim ve ezana az kaldı.Allah oruçlarımızı kabul etsin inş.Hicri yıl başımız mübarek olsun...

3 Aralık 2010 Cuma

günlerimiz oldukça yoğun geçiyor.Kaç gündür yazayım diyorum ama bilgisayarı elime alacak vakit bulamadan akşam oluyor.Hafta sonu zehra arkadaşa doydu.Önce ayşe ablası vardı,ertesi gün yine göndermedik onu bizde kaldı pazar günü babası bıraktı evine.Onlar gitti senalar geldi.Birbirlerini çok özlemişler gittiklerinde gece 12 ydi.Çarşamba günü zehrayı doktora götürdüm.Hem genel kontrol hemde kabızlık problemi için.Gelişimi gayet güzel kızımın.15 kilo olmuşuz.Boyumuzda artık 1 m.Diğer sıkıntımızda zehra kaynaklı.Yani kendisi tutuyor.İlaç verdi üç ay kullanacakmışız.Birde hafif çatlak oluşmaya başlamış.Üç gün boyunca ilaçlı ılık suya oturtup çıkınca da melhem süreceğim.Bakalım inş normale döner.Evde işlerim daha bitmedi.Camlar beni bekliyor ama henüz elim değmedi.Dün bütün evi elden geçirdim silip süpürdüm.Akşamda pendiğe gittik arkadaşlarımıza.Babamızın dersi olduğu için önce bizi maltepe carrefour a bıraktı.Anne kız takıldık.Bişeyler atıştırıp oyun salonunda oynattım zehrayı.mutfak alışverişimizi yapıp babayı bekledik.Sonra arkadaşlara geçtik.Ceviz,bal ve pekmez siparişimiz vardı onları aldık.Eve geldiğimizde 11,30 du.Anca zehrayı yatır,aldıklarımızı yerleştir 1 de yatabildim.Sabah 9,30 ayaktayız.Bugün camları silmeyi düşünüyordum oldukça kararlıydım ama zehra anne yemekten sonra üsküdara gidelim mi?canım sıkılıyor deyince işi filan unuttum.Ama üsküdara değilde parka gittik.Epey oynadı.Erken gidince boş oluyor park.Rahat rahat vakit geçiriyoruz.Ordan markete uğrayıp saklama kutusu aldık,ayakkabılarımız için.Eve geldik namaz kılıp zehraya makarna yaptım.Ton balıklı,çok seviyor.Zehrayı uyutup bu seferde yemek işine girdim.Daha ütüm vardı ama başka zamana kaldı.Çünkü zehra uyandı.Ve benim daha namaz kılıp fırında karnabahar yapmam lazım.Sonra babamız gelir.Ve bir günü daha böyle bitiririz...Aslında yükleyeceğim video ve fotoğraflar var ama onlarda başka zamana kalsın.